“Gazetecilik burada özgürlüğün simgesi”
Gazze’deki soykırımı dünyaya duyurmaya çalışan gazeteciler tüm kayıplarına ve zorluklara rağmen yaşananları belgelemeye devam ediyor. Bunlardan biri olan Sulaiman Hejji de yaptığı işe önemli bir misyon yüklüyor ve gazeteciliğin gerçekleri aktarmada özgürlüğün simgesi haline geldiğini söylüyor.
Gazze’de yaşananları tüm kayıpları ve olumsuzluklara rağmen aktarmaya çalışan gazetecilerden Sulaiman Hejji, bir yılını dolduran çatışma, işgal ve katliam sürecinde görevine aktif olarak devam eden isimlerden biri. O da pek çok meslektaşı gibi İsrail’in, işlediği suçları belgeledikleri için gazetecileri kasıtlı olarak hedef aldığını söylüyor ve ekliyor: Bu doğrudan ve kasıtlı hedeflemeler, beni gazetecilik görevlerimi yerine getirmekten ve haber yapmaktan hiç alıkoymadı; aksine, bana güç ve azim verdi.
Sulaiman Hejji, Filistinli bir gazeteci. Pek çok gazete ve kanal ile çalıştı ve uluslararası ödüller aldı. Meslekî çalışmalarını yaklaşık 20 yıldır Filistin toprakları özellikle de Gazze Şeridi özelinde sürdürüyor. Gazeteciliğin kendisi için meslek, iş, hobi ve içinde büyüdüğü, yetiştiği bir tutku anlamına geldiğini anlatıyor, “Özellikle de Filistin topraklarında, özgürlük arayışının devam ettiği bu çatışma bölgesinde gazetecilik, buradaki olayları aktarma ve hayatın gerçeklerini dokunaklı bir şekilde anlatan filmler ve hikâyeler üretme çabamda özgürlüğün bir simgesi oldu” diyor. Hejji’nin Gazze’de yaşananlar için bir gazeteci gözüyle değerlendirmeleri ise şöyle:
Her gün sevdiklerimizle yeniden vedalaşıyoruz
Gazze’de inanılmaz ve insan aklının alamayacağı şeyler yaşadık. Hayal bile edemeyeceğimiz olaylara tanık olduk ve bunları belgeledik. Meslektaşlarımızın, ailelerimizin ve sevdiklerimizin şehit olduğunu gördük, onları uğurladık ve hâlâ her gün onlarla vedalaşıyoruz. Güzel anılarımızı, kahkahalarımızı, harika sohbetlerimizi ve yıllar boyunca bu sahada birlikte çalıştığımız sevgili meslektaşlarımızla aramızdaki dostane rekabeti kaybettik. Evet, kalbimde derin bir yer edinen birçok yakın arkadaşımı kaybettim ve hâlâ onların yokluğunda yaşananları belgelemeye devam ediyorum.
Savaş suçlarını belgelediğimiz için hedefiz

İsrail, gazetecilerin moralini bozmak amacıyla onları kasten hedef aldı, çünkü her gün işledikleri suçları ve olayları belgeliyorlar. Bu doğrudan ve kasıtlı hedeflemeler, beni gazetecilik görevlerimi yerine getirmekten ve haber yapmaktan hiç alıkoymadı; aksine, bana güç ve azim verdi. Karşılaştığımız birçok zorluk var; bombalamalar, doğrudan veya dolaylı hedef alınma, her türlü tehdit… Amaçları haber yapmamızı ve olayları belgeleme çabamızı durdurmaktı. Sürekli göç etme nedeniyle çalışma alanlarının bulunmaması ve güvenliğin sağlanamaması gibi büyük zorluklarla karşılaştık. Ancak, hayat böyledir; bu zorluklarla mücadele etmek ve üstesinden gelmek zorundasınız.
Durmaksızın vahşeti anlatmaya devam etmeliyiz
Bu savaşta, evrensel insan hakları söylemlerinin sadece boş ve yanıltıcı sloganlar olduğunu hissettim, çünkü her gün çocukların, yaşlıların ve kadınların katledildiğine şahit oldum ve dünya bu katliamlarla yüzleşmek için hiçbir şey yapmadı. Gördüğüm ve belgelediğim korkunç suçlar karşısında büyük bir şok yaşadım. Ancak bu travmalarla büyük bir cesaretle başa çıktım, çıkmaya çalışıyorum. Çünkü güçlü olmak, bu şoklarla yüzleşmek ve korkmadan, geri adım atmadan yaşanan vahşeti yayımlamaya devam etmek zorundaydım.
Silahların değil insanlığın yanında durun!
Dönüp Gazze’de olan biteni görmezden gelen meslektaşlarıma da Gazze’ye insanlık gözüyle bakmalarını öneririm. Sıkça dillendirdiğiniz o şatafatlı sloganlarınızla övünüyordunuz ama maalesef bu büyük sınavda, insanlığın yaşadığı bu felakette başarısız oldunuz. İnsanlığınıza geri dönün, kendinize karşı dürüst olun. Çocukları ve kadınları öldüren silahların değil, insanlığın yanında durun. Gerçekleri; fotoğrafları ve görüntüleri aktarırken mesleki dürüstlükten ayrılmayın.
İlgili yazılar
Tüm tanıklık →Washington’da bitmeyen Gazze soruları
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın basın brifing salonuna her gün dünyanın farklı köşelerinden gazeteciler gelir, sözcünün karşısında sıralanır, elini havaya…
“Gazze’de bir kamera bir cana bedel!”
Gazzeli her bir gazeteci, işgalci İsrail’in savaş suçlarını ortaya çıkardığını çok iyi biliyor. İşte bu yüzden bir kamera…
Dünyanın gerçeği görmeye ihtiyacı var!
Gazze’de yaşayan gazeteci ve film yapımcısı Yasser Abu Wazna, eşi ve dört çocuğuyla çatışmaların ortasında hayatta kalma mücadelesi…