İşgale karşı ortak söylem inşa edilmeli
Press For Palestine Filistin için Gazeteci Dayanışması, Duyarlı Medya Derneği ve Rami Kütüphanesi iş birliği ile İsrail İşgaline karşı basında ortak bir söylem inşa edebilmek amacı ile medya atölyesi düzenledi. Sadece medya mensuplarına yönelik gerçekleştirilen atölyeye, alanında uzman gazeteci ve akademisyenler katıldı.
Dünya kamuoyu, 7 Ekim’de başlayan nın yarattığı yıkımı canlı yayınlardan izliyor. İsrail’in katlettiği gazeteci sayısı son 20 yılda Filistin’de öldürülen gazetecilerin sayısını aşmış durumda.
7 Ekim’den bu yana, İsrail saldırılarında 92 gazeteci öldürüldü. Ayrıca, Filistinli Gazeteciler Sendikası’nın açıklamasına göre, İsrail hapishanelerinde 50 fazla Filistinli esir gazeteci bulunuyor.
Tüm bunlar, Gazze Şeridi’nde modern tarihin en büyük katliamlarından birinin yaşandığını gözler önüne seriyor. Zira Filistin-İsrail meselesi 7 Ekim’den bu yana süren Gazze savaşıyla sınırlı değil. İsrail’in 1948 yılından günümüze kadar Filistin topraklarında sürdürdüğü işgal sonucu Filistinliler dünyanın gözleri önünde bir felaket yaşıyor.
Hâl böyle olunca medya ve etik dilinde söylem tartışmaları da gündeme geliyor.
Gazze’de yaşananlar nasıl haberleştirilmeli?

İşgale karşı medyada söylem dili nasıl oluşturulmalı?
Medyaya düşen görevler neler?
İsrail’in açık hedefi haline gelen gazeteciler için neler yapılmalı?
Bu sorulara yanıt bulmak amacıyla Press For Palestine Platformu (Filistin İçin Gazeteci Dayanışması), Duyarlı Medya Derneği ve Rami Kütüphanesi işbirliği ile “İşgale Karşı Söylem İnşası” konulu bir medya atölyesi düzenledi.
Sadece medya mensuplarına yönelik düzenlenen atölyeye saha tecrübesi olan alan gazetecileri ve akademisyenler katıldı. Kapalı oturumlar halinde düzenlenen atölyede, Filistin’in sosyal ve coğrafi yapısı, işgal tarihi, savaş muhabirliği, haber dili ve söylem inşası, haber kaynaklarının doğru kullanımı ve Türkiye’nin Filistin Politikası ve İsrail ile ilişkileri konuları işlendi.

7 oturumdan oluşan atölyeye, Filistinli Gazeteciler Derneği Başkanı Amir Lafi, Tarih ve Medeniyet Araştırmacısı Musa Biçkioğlu, Ortadoğu Uzmanı, Yazar Zahide Tuba Kor, Foto Muhabiri Coşkun Aral, Habertürk Programcısı, Gazeteci Mehmet Akif Ersoy, CNN Türk Haber Müdürü İdris Arıkan ve Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriyya Kurşun konuşmacı olarak katıldı.
Ayrıca atölyede, A Haber Muhabiri Ata Can Gündüz ile TRT Haber Muhabiri Murat Can Öztürk de saha deneyimlerini aktardı.
Cahide Hayrunnisa Çiçek: İsrail, özellikle gazetecileri hedef alıyor.
Filistin İçin Gazeteci Dayanışması Platformu Sözcüsü Cahide Hayrunnisa Çiçek; “İşgal rejiminin Filistin’de uyguladığı soykırım, işgal ve katliamları dünyanın görmemesi için gazetecileri hedef alıyor. Bölgede gazetecilerin çok büyük bir önemi var. İsrail’in savaş suçu işlediğini, fosfor bombaları kullandığını gazetecilerden öğrendik. Babaların evlatlarının cesetlerini poşetler içerisinde taşıdığını yine gazeteciler sayesinde öğrendik. Dedelerin torunlarının gözündeki toprağı silerek, gözlerinden öperek nasıl uğurladığını yine gazeteciler sayesinde öğrendik. İsrail de bunu bildiği için direk gazetecileri hedef alıyor.” dedi.
1948’den sonra Filistin topraklarında çok büyük katliamların yaşandığını belirten Çiçek, o tarihlerde medyanın gücünün bugünkü kadar etkili olmadığını söyledi. Çiçek, sözlerine şunları ekledi;

“O dönem yaşananlar ayrıntısıyla dünyaya duyurulamadı. 1987’de Birinci İntifada sonrası dünya, Filistin’de olup bitenleri duymaya, görmeye başladı. 2000-2022 yılları arasında İsrail 55 gazeteciyi katletmiştir. Aksa Tufanı Operasyonu’nun başladığı 7 Ekim tarihinden bugüne kadar ise 92 gazeteci katledildi. İsrail, gazetecilerin yaptığı haberlerin etkisini çok iyi biliyor. Bu yüzden direkt olarak hedefinde gazeteciler de var.”
Amir Lafi: Filistin sorunu unutulmuştu, 7 Ekim’den bu yana durum değişti.
Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen atölyenin “Filistin ile İsrail’in Sosyal ve Coğrafi Yapısı” başlıklı ilk oturumunun konuşmacıları Filistinli Gazeteciler Derneği Başkanı Amir Lafi ve Tarih ve Medeniyet Araştırmacısı Musa Biçkioğlu’ydu.
Günümüzde gençlerin Filistin sorunun ne olduğunu bilmediğini söyleyen Amir Lafi; “Bu, 2 yıllık, 5 yıllık değil; 75 yıllık bir sorun. Artık Filistin sorunu unutulmaya başlamıştı. 7 Ekim’den bu yana hepsi değişti. İsrail’in gerçek yüzünü tüm dünya gördü.” dedi.
Türkiye’nin Filistin halkına verdiği desteğe dikkat çeken Lafi; “Türkiye daima Filistin’in yanında. Sadece Türkiye de değil, tüm dünyada uyanış var. Şimdi herkes Filistin’de neler olup bittiğini soruyor, öğrenmeye çalışıyor. Çünkü İsrail çirkin yüzünü tüm dünyaya gösterdi. Bu atölye gibi toplantıların bu yüzden faydası var. Öğrenecek çok şey var. Bizler, yapabileceğimiz kadarını yapmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Lafi ayrıca; “İsrail tarih boyunca sadece 400 yıl Filistin topraklarında kaldı. Filistinliler ise bin 1200 yıl boyunca Filistin’de yaşadılar. 19’uncu yüzyıla kadar Filistin’deki Yahudilerin sayısı 5 bin kadar bile değildi. 5,5 milyon kişi Filistin’de yaşıyor. Dünya genelinde ise 14,5 milyon Filistinli var. Bunların birçoğu mülteci kamplarında yaşıyor.” ifadelerini kullandı.
Musa Biçkioğlu: İnsanlık vicdanı adına utanç verici.
İlk oturumun diğer konuşmacısı Kudüs Uzmanı, Tarih ve Medeniyet Araştırmacısı Musa Biçkioğlu da Filistin’in coğrafi yapısına değindi. Filistin’in bin 210 yıl boyunca Müslümanların hakimiyetinde olduğuna, Hristiyan, Yahudi ve Ermenilerin tüm haklarının muhafaza edildiğine dikkati çeken Biçkioğlu, İsrail’in ise Filistinlilere aynı yaşam hakkını tanımadığını anlattı. Biçkioğlu;
“İnsanlık vicdanı adına gerçekten utanç verici bir sayfa. Bu, bir millete değil, bir zihniyete mâl edilmesi gereken bir sorun. Geleceğe yönelik kötü bir adım, kötü bir inşa var.” ifadelerini kullandı.
Zahide Tuba Kor: İsrail, hangi yoldan, hangi plakalı aracın geçeceğini bile belirliyor.

“İşgal Tarihi ve Politik Yapı” konulu ikinci oturumda konuşan Ortadoğu Uzmanı, Yazar Zahide Tuba Kor, Filistin tarihi hakkında bilgi verdi.
Filistin’de Osm anlı hakimiyetinin sona ermesinden sonra 1917-1925 yılları arasında yaşanan İngiltere mandası dönemini anlatan Kor; “İngilizlerin en istikrarsız manda ülkesi Filistin’dir.” dedi.
Kor; “Osmanlı’nın ardından önce İngilizlerin, sonrasında İsrail’in işgalinin sürdüğü Filistin topraklarında Filistinlerin hiç yönetimi olmamıştır. İlk Filistin yönetimi 1994’te olmuştur.” şeklinde konuştu.
Bugün Gazze’de bulunan nüfusun, şu anda İsrail işgali altındaki Filistin topraklarından Gazze’ye göç ettirilen mülteciler olduğunu anlatan Kor; “Bugün Gazzelilerin tamamı 75 yıllık işgal sürecinde sürgün edilen mültecilerdir. Gazze adeta bir mülteci kampıdır. Yalnızca Gazze ve Filistin toprakları değil, yurt dışında, Ürdün, Lübnan, Kuveyt, Suriye… birçok ülkede Filistinli mülteciler vardır. Ancak şimdi çoğu mülteci kampı bu son savaşla beraber yıkıldı. Keza aynı şekilde Suriye savaşında da oradaki mülteci kampları yıkıldı.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in, işgal ettiği Filistin toprağı Batı Şeria’yı 165 küçük parçaya böldüğünü anlatan Kor; “Filistinlilerin yaşadığı bölgelere ulaşım yolları bile sorunlu. İsrail, hangi yoldan, hangi plakalı aracın geçeceğini bile belirliyor. İsrail, Gazze’deki soykırımın yanı sıra, Batı Şeria’da da apartheid uygulamalarını sürdürüyor.” dedi.

Coşkun Aral: Artık bu fotoğrafın değişmesi lazım.
Atölyenin “Güvenlik ve Savaş Muhabirliği” başlıklı üçüncü oturumunda konuşan Foto Muhabiri Coşkun Aral, İsrail için savaş hukukunun hiçbir zaman olmadığını, 1980’den itibaren İsrail’in kullandığı silahlara, fosfor bombalarına bizzat tanıklık ettiğini anlattı.
1985 yılında Lübnan’da çektiği anne-çocuk fotoğrafını hatırlatan Aral, günümüzde halen Gazze’de bu kareler benzeri fotoğrafların görüldüğünü söyledi ve “75 sene önce yaşanmış bir katliam ile bugünkü katliamda gördüğümüz fotoğraflar aynı. Artık bu fotoğrafların değişmesi lazım. İnşallah bir gün bu fotoğrafın değiştiğini görürüz. Ben 67 yaşındayım, inşallah bunu daha çok söylemem gerekmez, inşallah Filistin barışı sağlanır.” dedi.
Hiçbir ideolojiye aidiyet hissetmediğini vurgulayan Aral; “Benim için Filistin önemli. Filistin halkının yanındayım. Ancak mücadelelerinde kendi aralarında hukukun, adaletin sağlanması lazım. Müslümanların kendi aralarındaki ayrılıkları bitirmeleri gerekir” dedi. Coşkun Aral, sözlerine şunları ekledi;
“Önce Filistin’in akılda, bilimde, vicdanda ve hukukta güçlenmesi lazım. Gazze’de açlık var, kuşatılmışlık var. Yaşadığınız toprakları düşünün, deniz kıyısına gidemiyorsunuz. Her şey 30-40 kilometrelik bir alanda geçiyor. İkinci sınıf vatandaş değilsiniz, insan değilsiniz birilerinin gözünde. İsrail’in bakanı Gazze vatandaşına ‘hayvan’ diyor. Aşağılık tiplerin yaptıkları ve yapacakları önemli. Onların karşısında tek güç akıldır, bilimdir, vicdandır ve hukuktur.”

Mehmet Akif Ersoy: İsrail’in korku üzerinden yürüttüğü algı çalışmasına medyada ortak bir söylem inşası ile karşı durabiliriz.
Ortadoğu ile ilgili önemli haberlere ve röportajlara imza atan Habertürk Programcısı Mehmet Akif Ersoy ise, İsrail’in korku üzerinden algı çalışması yürüttüğünü, medya dili açısından eksik meselenin ortak dil inşa edememe olduğunu ifade eden Ersoy, ‘Her şeyden önce meseleyi 7 Ekim’den başlayarak değerlendirdiğimizde en büyük yanlışı yapmış oluyoruz. İsrail’in göstermeye çalıştığı fotoğraf olayların 7 Ekim’de başlamış gibi görünmesiydi. 1917’den bugüne Filistin’de neler yaptınız? Ne kadar Filistinliyi katledip, yerlerinden ettiniz? Filistin meselesini bilmeden, anlamadan konforlu alanlarda strateji belirlemek meselenin çok dışında kalmaktır. Bir diğer konu ise Filistin meselesinin Arap-İsrail’in meselesi olmaktan, Hamas-İsrail meselesi olmaya kadar indirgenmeye çalışılmasıdır. Medya dili bu açıdan oldukça önemli.’ diye konuştu.
İdris Arıkan: “Esir” ve “mahkûm” ifadeleri arasında fark var, buna dikkat etmeliyiz.
Beşinci oturumda konuşan CNN Türk Haber Müdürü İdris Arıkan, “Haber Kaynaklarını Doğru Kullanımı” konusunda deneyimlerini paylaştı.
Arıkan; “Medyadaki söylemlerde önceliğimiz dili değiştirmektir. Örneğin ‘rehine takası’, ‘mahkûm takası’ ve ‘esir takası’ arasında fark var. Buna dikkat etmemiz gerek. Söylenen her sözün bir anlamı ve bir kilit noktası var. Medya çalışanları ilerideki süreci değiştirebilir.” dedi.

Prof. Dr. Zekeriyya Kurşun: Türkiye, Filistin politikasında “mümkün” olanı yaptı.
“Türkiye’nin Filistin Politikası ve İsrail ile İlişkileri” başlıklı altıncı oturumda konuşan Prof Dr. Zekeriyya Kurşun Türkiye ve İsrail ilişkilerine vurgu yaparak, “Türkiye, Filistin politikasında elinden geleni, ‘mümkün’ olanı yaptı. Türkiye bu politikalarında daha statükocu bir politika gütmüştür. Filistin meselesinde Arap liderlere göre hareket etmemiştir” diye konuştu.
Çatışmanın ortasında gazeteci olmak
A Haber Muhabiri Ata Can Gündüz ile TRT Haber Muhabiri Murat Can Öztürk ise, 7 Ekim’den sonra yaşanan Gazze savaşındaki saha deneyimlerini aktardı.
Sosyal medyada da oldukça konuşulan “Türk gazeteciler neden hep İsrail’de, neden Gazze’de Türk gazeteci yok?” sorularının yöneltildiği Gündüz ve Öztürk, 7 Ekim’den sonra Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne geçebilmek için Mısır’a gittiklerini, ancak hiçbir koşulda Gazze’ye geçişlerinin mümkün olmadığını anlattı.
Gazze’deki dramın yanı sıra, Batı Şeria’da da Filistinlilerin İsrail zulmüne maruz kaldıklarını anlatan gazeteciler, Filistinlilerin yaşadığı köylerde şahit olduklarını atölye katılımcıları ile paylaştı.
İlgili yazılar
Tüm haber →Gazeteciler hakikat için birleşti: Press for Palestine
Basın özgürlüğü, hakikatin en temel savunucusudur. Ancak Filistin’de bu hak, onlarca yıldır İsrail işgali altında sistematik biçimde hedef…
Gazze’de öldürülen gazeteciler için sivil toplum kuruluşları eyleme geçti
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü ve insan hakları örgütleri…
Yerleşimcilerin Gazze planı bu belgeselle ifşa oldu
İsrail’in Gazze’de bir yıldır devam ettirdiği katliamın inanç ve ideolojik temellerini açığa çıkaran TRT World yapımı “Holy Redemption…