Gazze’den yurttaş gazeteciliği dersi: Tüm dünya tanık, tüm dünya sessiz
7 Ekim’den bu yana Gazze’de devam eden İsrail soykırımını kaydederek ve yaşananları tüm dünyayla paylaşan Filistinliler, açlık, susuzluk ve katliamların ortasında bile kameralarını açık tutarak yurttaş gazeteciliğinin en büyük örneğini sergiledi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Serkan Bayrakçı, bu tarihi tanıklığı ve yurttaş gazeteciliğini Gazzete için kaleme aldı.
Yurttaş gazeteciliği, gazetecilik eğitimi almamış kişilerin ürettikleri haberler ve yürüttükleri gazetecilik faaliyeti olarak tanımlansa da, medyanın tekelleşmesi, ticarileşmesi, yanlılığı ve yurttaşın sesini doğru ve tarafsız bir biçimde iletmemesi gibi sebeplerle ortaya çıkan alternatif bir medya unsurudur. Günümüzde, dijital ve mobil teknolojilerin gelişimi sayesinde haber üretimi herkes için mümkün hale gelmiştir. Her ne kadar ders kitaplarında asıl vurgu haber yapma ve sesini duyurma üzerine olsa da, Gazze’den yapılan yurttaş gazeteciliği örnekleri, “soykırımı tüm dünyaya gösterme” çabasıdır. Bu çabayı da mazlum Gazzeliler, hayatta kalma mücadelesi verirken tek başlarına sergilemektedir. Gazze’deki soykırıma tanıklık eden yerel gazeteciler bulunsa da İsrail’in, uluslararası medya kuruluşlarının Gazze’ye erişimini engellediği bilinmektedir. Hakikati gizlemek için sansür, tehdit ve her türlü baskıyı uygulamaya devam etmektedirler. İsrail’in tüm engellerine rağmen Gazze’den yapılan bu yayınlar, dünyanın geri kalanına ulaştırılan en ham gerçeklerdir.
Gazzeliler yalnızca haber sunmamakta; aynı zamanda yaşadıkları katliamı ve hayatta kalma mücadelelerini tüm dünyaya duyurmaktadır. Onlar olmasaydı, dünya son bir yılda Ruhumun Ruhu Şehit Rim’i, Han Yunus’taki Aşur ailesinin apartmanını, Şifa Hastanesi’ni ve daha nice şehidi, katledilen çocukları bilemeyecek; onların gözünden yaşananlara tanıklık edemeyecekti.
Geleneksel medya çoğunlukla Gazze’deki olayları İsrail yanlısı bir tutumla aktarmaktadır. BBC ve New York Times gibi büyük medya kuruluşları, Gazze’ye yönelik saldırıları “operasyon” olarak adlandırırken, İsrail’e karşı yapılan eylemleri “saldırı” olarak tanımlamaktadır. Ayrıca, sosyal medya platformlarının çoğunun ABD merkezli olması, bu platformlarda İsrail yanlısı sansürlerin uygulanmasına sebep olmaktadır. Gazze, Hamas ve Kassam Tugayları hakkında olumlu içerikler ve bölgedeki katliama dair görseller yayından kaldırılmasına rağmen, çoğunlukla bu soykırımın görüntüleri siviller tarafından internette, sosyal medyada ve özellikle Telegram gibi anlık mesajlaşma platformlarında paylaşılmaktadır.
Dünyada ana akım medyanın yanlılığına, sosyal medya platformlarının kısıtlayıcı tutumlarına, sansüre ve tehditlere rağmen, Gazze’deki soykırımın dünyaya gösterilmesinde ve bilgi akışında kritik rol oynayan yurttaş gazeteciliktir. Soykırımı, katliamı, insanlık dramını ve haksızlığı tüm gerçekliğiyle ve hakikatiyle dünyaya aktarmaya çalışanlar, ölümle her an yüzleşen, canlarını tehlikeye atan yurttaş gazetecilerdir.
Soykırımın ortasında, hayatlarını tehlikeye atarak cep telefonları, sosyal medya platformları ve diğer dijital araçlarla yaşananları kaydediyor, fotoğraflıyor ve sosyal medyayı bir haber aracı olarak kullanarak paylaşıyorlar. Ancak bu, sadece bir haber değil; onların gerçeği, hayatı ve günlük mücadeleleri… Dünyayı, Gazze’de yaşananlara tanıklık ettiriyorlar ve bu görüntülerle Filistin halkına ve kendilerine karşı işlenen suçları belgeliyorlar. Çünkü devletler, uluslararası medya ve bazı sosyal medya platformları İsrail’in gerçekleştirdiği katliamlara karşı büyük ölçüde sessiz kalmaktadır.
Yurttaşların bomba patlamaları sırasında çektikleri selfie tarzı videolar, moloz yığınları arasında oturan birinin fotoğrafı, beş yaşındaki bir kız çocuğunun babasının cansız bedeninin yanında ağlaması veya bir babanın çocuğunun cansız bedenini taşırken gösterdiği haklı isyan, Facebook, Instagram ve X (eski adıyla Twitter) gibi platformlarda “hassas içerik” uyarılarıyla gizlenmektedir. Çoğunlukla bu görüntüler, ABD merkezli olmayan Telegram ve TikTok gibi platformlardan yayılan yurttaş gazeteciliği örnekleridir.
7 Ekim’de başlayan olaylar, bir yılın ardından Lübnan’a da sıçradı. Gazze’deki katliamlar sürerken, şimdi de Lübnan’da katliam yapmaya başlayan İsrail, bir yandan da doğrudan gazetecileri, özellikle Filistinli gazetecileri hedef almaktadır. Ekim ayından bu yana 170’den fazla gazetecinin öldürüldüğü, İsrail’in gazetecileri kasıtlı olarak öldürdüğü tüm sorumluluk sahibi basın kuruluşları tarafından yazılsa da, Filistin’de yaşanan işgal, zulüm ve soykırımın hakikatini belgeleme çabasındaki gazetecilere en büyük desteği, bölgeden canları pahasına yayın yapan yurttaş gazeteciler oluşturmaktadır.
Gazze’deki yurttaş gazeteciler, açlığın, susuzluğun ve katliamların ortasında kameralarını açık tutarak zulmü ve soykırımı tüm dünyayla paylaşmaktadır. Aileleri şehit edilirken, yaşadıkları ve büyüdükleri yerler bombalanırken kaydettikleri ve yayımladıkları görüntüler, sadece hakikati açığa çıkarmakla kalmamakta, aynı zamanda ileride yapılacak hukuki ve politik süreçler için de birer kanıt niteliği taşımaktadır. Tıpkı tarihteki diğer soykırımlarda olduğu gibi, bu kayıtlar ileride hem uluslararası mahkemelerde hem de tarih kitaplarında işlenecek hakikatlerin temel taşlarını oluşturacaktır.Bu anlamda, zulmü, katliamı ve soykırımı gözler önüne seren tüm medya mensuplarına ve yurttaş gazetecilere borçlu ve minnettar olmanın yanı sıra, Gazze meselesinin yalnızca bölgenin değil, insanlığın konusu olduğunu hatırlatarak zulme karşı durmak için elimizden gelen her şeyi yapmakla yükümlüyüz. Bunun için yapılabileceklerden bazıları; Gazze’yi gündemde tutmak, İsrail’e destek veren şirketleri boykot etmek, Filistin’deki insani yardım faaliyetlerine katılmak, her fırsatta İsrail’in gerçekleştirdiği katliam ve soykırıma karşı duruş sergilemek, hak ve hakikati söylemekten çekinmemektir.
İlgili yazılar
Tüm analiz →Suriye’den Gazze’ye ateş hattında gazetecilik
Suriye ve Filistin, on yılı aşkın süredir savaşın, kuşatmanın ve işgalin ortasında aynı gerçeği paylaşıyor: Bu coğrafyada gazetecilik…
Gazze haberleri bedel ödetiyor
Gazze savaşının ardından Batı medyasında birçok gazeteci, Filistin’e dair haberleri veya paylaşımları nedeniyle kurumsal baskılara maruz kaldı. Raporlara…
“Filistin’i yazmamak suç ortaklığıdır”
Hindistan Alt Kıtası ve Orta Doğu’dan haber geçen yaklaşık otuz yıllık deneyime sahip bir gazeteciyim. Yıllar boyunca siyaset,…