İçeriğe geç
Filistin İçin Gazeteci Dayanışması İnisiyatifi Filistin İçin Gazeteci Dayanışması İnisiyatifi Press for Palestine
Röportaj· 3. Sayı· 7 Ekim 2025

Gerçekleri anlatmak bir tür direniştir

Artık tarafsızlık diye bir şey yok. Eleştiriden kaçmak için ‘nötr’ görünmeye çalışan gazeteciler var ama ben buna inanmıyorum. Gerçekleri anlatmak zaten bir tür aktivizm ve direniş biçimidir.

Röportaj: PFP Yayın: 7 Ekim 2025

Global Sumud Filosu’ndaki gönüllülerin İsrail tarafından hukuksuzca alıkonulmasının ardından yola çıkan Vicdan Gemisi’nde yer alan aktivistlerden biri de Amerikalı belgesel yönetmeni Tom Hayes. 69 yaşındaki yönetmen ve akademisyen Hayes, hem bir sinemacı hem de bir insan hakları savunucusu olarak bu yolculuğun kendisi için bir motivasyondan çok bir “zorunluluk” olduğunu söylüyor.

Gazzete’nin sorularını cevaplayan Hayes, “Bu savaşta hem sağlık çalışanları hem de gazeteciler, bu savaşta hedef alındı ve katledildi. Ben de bu meslek grubunun bir üyesi olarak, gemideki sağlıkçılarla birlikte, bu mesleklerin toplum içindeki hayatî önemine dikkat çekmek gibi bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuşuyor.

“Soykırım” kelimesini kullanmak kolay ama aslında tanık olduğumuz şey, bazı insanların çıkarı uğruna bir halkı tamamen yok etme girişimi. Ben bunu, Siyonist projenin, yerli Filistin halkının fiziksel ve kültürel varlığını tamamen ortadan kaldırma çabası olarak görüyorum.” diyen Hayes, “Artık elinde cep telefonu olan herhangi bir Filistinli, hayatının bir ânını bizimle paylaşabiliyor — bu, yıllar önce mümkün değildi- Sosyal medya bugün bize olağanüstü bir haber akışı sağlıyor.” sözleriyle bu sayede gerçekliğin göz ardı edilemeyecek hale geldiğine dikkat çekiyor.

Ana Akım Medya Katliamın Üzerini Örtüyor

Küresel medyanın İsrail’in yaptığı katliamlar karşısındaki tutumunu sert bir dille eleştiren Hayes, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ana akım medya — BBC’den Amerikan kanallarına kadar — neredeyse hiç haber yapmıyor. Bir günde 200 kişi ölmediği sürece ilgilenmiyorlar bile. Kapsam son derece yetersiz, dehşet verici derecede kötü. Bu, gazetecilik değil; resmen katliamın üzerini örten bir yayıncılık anlayışı.”

Sahadan, Gazze’den habercilik yapmaya çalışan meslektaşlarımızın yaşam hakkının tehdit altında olduğunun altını çizen Hayes, “Özgür gazetecilik, gazeteciliğin suç olmaması, gerçekleri korkmadan aktarabilmesi anlamına gelir. Ancak bugün Gazze’de gazeteciler mesleklerini özgürce yapamadıkları gibi korkunç saldırılarla hedef alınıyor ve aileleri de katlediliyor.

“Tarafsızlık artık bir bahane”

Hem aktivist hem de gazeteci kimliğiyle Vicdan gemisinde yol alan, mesleğini ve insanlığını aynı kareye sığdırmaya çalışan Hayes, aktivizmin gazetecilikle çelişmediğini ise şu cümlelerle açıklıyor:

“Artık tarafsızlık diye bir şey yok. Eleştiriden kaçmak için ‘nötr’ görünmeye çalışan gazeteciler var ama ben buna inanmıyorum. Gerçekleri anlatmak zaten bir tür aktivizm ve direniş biçimidir. Ve bu uzun zamandır böyle. Çünkü gerçekler, özellikle Batı dünyasında, nesiller boyunca bastırıldı. Eğer bir gazeteci hâlâ gerçeği söylüyorsa, bu başlı başına bir eylemdir.”

Hayes, Vicdan Gemisi İsrail tarafından durdurulmazsa ve Gazze’ye ulaşırsa Gazzelilerle ne konuşacağına dair sorumuza karşılık ise Filistinlilere “Siz, hangi hikâyelerin anlatılması gerektiğini düşünüyorsunuz?” diyeceğini söylüyor ve ekliyor: “Çünkü bunu en iyi onlar bilir, ilk sorulması gerekenler de onlardır.”

69 yaşındaki yönetmen ve akademisyen Tom Hayes 1977’de Ohio Üniversitesi Sinema ve Felsefe bölümünden mezun oldu. Kariyerine mülteci hikâyelerini belgeleyerek başladı; 1970’lerde çektiği “Refugee Road”, Kamboçyalı bir ailenin mülteci kampından ABD’ye geçişini anlatıyordu. Bu film, onu mülteci hakları ve Filistin meselesine yönlendiren dönüm noktası oldu.1980’lerden itibaren Filistin dayanışma hareketinin aktif bir üyesi haline gelen Hayes, hem akademide hem de sinemada bu konuyu işledi. Ohio Üniversitesi’nde Students for Justice in Palestine (SJP) kulübünün fakülte danışmanı olarak görev yapıyor.

Hayes, ABD medyasında İsrail işgaline yönelik tek sesliliği kırmak için mücadele eden isimlerden biri. Çektiği belgesellerle Filistinlilerin hikâyelerini belgeleyen Hayes’in 1983 yılı yapımı Native Sons: Palestinians in Exile adlı filmi Lübnan’daki Rashidieh kampında yaşayan üç Filistinli mülteci ailesini anlatıyor. Film, Pro-İsrail çevrelerden gelen tehditler, bombalı saldırı uyarıları ve fon kesintilerine rağmen tamamlandı.

Yönetmenin 1990’larda çektiği People and the Land işgal altındaki Filistin’de gündelik yaşamı ve toprak mücadelesini belgeliyor. Hayes’in 2015’te çektiği Two Blue Lines ise İsrailli ve Yahudi eleştirmenlerin gözünden İsrail’in işgal politikalarını, yerleşim kısıtlamalarını ve su eşitsizliğini ele alıyor.

ABD’de ise 2023 ve 2024 boyunca Filistin destekli protestolara öncülük eden Hayes, Athens County Courthouse’taki konuşması ve Ohio Üniversitesi kampüsündeki öğrenci eylemlerine danışmanlığıyla öne çıktı. 2024 yılında Freedom Flotilla ile Gazze’ye doğru yola çıkan Hayes, dayanışmasını sahada da sürdürüyor.

İlgili yazılar

Tüm röportaj →