Küresel medyada Gazze ablukası kırıldı
“Medya üzerindeki asıl baskı, 200’den fazla Filistinli gazeteci ve medya çalışanının katledilmesidir. Tel Aviv ve Washington’un mesajı açıktır: tüm muhalif sesleri bastıracaklar. Buna karşılık Avrupa’nın güneyinde eleştirel gazetecilik güç kazanıyor. Bu sarsıcı bir değişimdir. Gazeteciler patronlarına başkaldırıyor. Bu kriz, medyanın kusurlarını açığa çıkarıyor ve onu daha iyiye doğru değiştirmeye zorluyor.”
Günümüzde ağırlıklı olarak belgesel film yapımcılığı yapıyorum ancak gazeteciliğe yerel bağımsız gazetelerde başladım. Hem saha muhabiri hem de uluslararası analist olarak çalıştım. Böylece hem sahada çalışmayı hem de kaynak ve verileri karşılaştırmayı öğrendim. Bizim meslekte özellikle karmaşık olayları birbirine bağlayarak büyük resmi görebilmek çok önemlidir. Çocukken, 1987’de İntifada’nın görüntülerini gördüm. Askerler benim yaşımdaki çocukların kollarını kırıyordu. Büyüdükçe bu konuya ilgim arttı.
2009’da gazeteci olarak Filistin’e seyahat ettim; Gazze, Kudüs, Batı Şeria ve sözde İsrail Devleti’ne girdim. Orada sadece adaletsizlik ve baskı görmedim; olağanüstü insanlardan oluşan güzel bir medeniyet gördüm.
Filistin bize onurlu ve dirençli yaşamayı öğretiyor. Beni hem bir gazeteci hem de bir insan olarak daha iyiye dönüştürdü. Benim için Filistin mücadelesinin anahtarı da budur: Filistin toplumu.
Ben Valensiyalıyım; üç bin yıldır Filistin ile bağlantılı bir Akdeniz diyarından geliyorum. Hem bizim topraklarımız hem de onların toprakları Fenike, Roma, Hıristiyan ve Müslüman Arap uygarlıklarının parçası oldu. Bu nedenle İber Yarımadası ve Fas’ta pek çok kişi için Filistin yabancı değil, geniş ailemizin bir parçasıdır.
Gazze ve Beytüllahim’i ziyaret ettiğimde beni en çok şaşırtan manzara oradaki kültürün evime ne kadar benzediğiydi. Bunun birçok Tunuslu, İtalyan, Yunan, Türk ve diğer Akdeniz halkları için de geçerli olduğunu düşünüyorum.
İsrail lobisi tarafından hedef gösterildim
2010’da katıldığım Özgürlük Filosu’nda İsrail devleti tarafından aşırı şiddete, öldürme yasa dışı kaçırma girişimine, tüm profesyonel ve kişisel eşyalarımızın çalınmasına maruz kaldık.
Doğal olarak bu kaçırma, gasp ve öldürme girişimi kişisel ve meslekî hayatımdaki en tehlikeli olaydır. Ancak aldığım büyük destek sayesinde hem kariyerime devam ettim hem de kendimi geliştirdim.
2020’de ise yerel bir dergi, İsrail lobisiyle koordineli olarak yerel siyasetçileri, aktivistleri ve gazetecileri taciz edip karaladı; ben de asılsız suçlamalarla hedef gösterildim. Sosyal medyada ve YouTube gibi ABD platformlarında Filistin haberleri genellikle gölgeleniyor. Binlerce ücretli veya otomatik bot ve trol tüm paylaşımlara saldırıyor. İsrail hükümeti bizzat sosyal medyayı sansürleme ve manipüle etme girişimlerini defalarca beyan etti.
ABD’deki çoğu hegemonik medya siyonisttir

Hepimiz biliyoruz ki hiçbir yerde tamamen objektif gazetecilik yoktur. Gazetecilik, her zaman medya kuruluşunun sahibine bağlıdır. Bu yüzden bütün İsrail medyası sömürgeciliği destekler. Yine bu yüzden ABD’de ve Avrupada’ki çoğu hegemonik medya da yoğun biçimde Siyonisttir.
Ama farklı uluslararası medya organları da var. Bunları bloklara ayırmak gerekir. Küresel Güney’deki genel ve bağımsız medya, İsrail’in sömürgeci işgaline karşı genellikle oldukça eleştireldir.
Kuzey’de ise bölünmeler mevcuttur: Akdeniz ülkelerinde medya, Filistinlilerin durumuna çok daha fazla sempatiyle yaklaşır. Nitekim bugün İspanya’daki ana akım televizyonlar Gazze’deki soykırımı büyük ölçüde, hatta neredeyse oybirliğiyle eleştirmektedir. Ayrıca Filistin davasını destekleyen çok sayıda bağımsız medya kuruluşu da vardır.
Dolayısıyla ben bütün gazeteciliğin öznel olduğuna inanıyorum. Ancak asıl mesele, gerçeklere bağlı kalmak ve hakikati asla çarpıtmamaktır. Hepimizin kendi bakış açısı ve etiği vardır; ama hikâyelerimizi anlatırken -bu bizim bakış açımıza fayda sağlasa bile- profesyonel olmalı, araştırmalı ve gerçekliği değiştirmemeliyiz.
Gazetecilik tarihindeki en büyük katliam
İsrail’in devam ettirdiği soykırım ve Gazze’de olup biteni haberleştiren medya üzerindeki asıl baskı, 200’den fazla Filistinli gazeteci ve medya çalışanının katledilmesidir. Tel Aviv ve Washington’un mesajı açıktır: tüm muhalif sesleri bastıracaklar. Uluslararası basının Gazze’ye girişini de engelliyorlar. Burada eşi görülmeyen iki unsur var gazetecilik tarihindeki en büyük katliam ve küresel erişime konulan tam yasak.
Buna karşılık Küresel Güney’de eleştirel gazetecilik güç kazanıyor. Kuzey’de insanlar giderek daha fazla Asya veya Latin Amerika kaynaklarına güveniyor. Bu sarsıcı bir değişimdir. Avrupa’nın özellikle güneyinde, rüzgâr tersine dönüyor. Gazeteciler patronlarına başkaldırıyor. Bu kriz, medyanın kusurlarını açığa çıkarıyor ve onu daha iyiye doğru değişmeye zorluyor.
Dayanışma baskıdan kurtulmanın anahtarıdır
Filistin konusunda gazeteciler arasındaki dayanışma elbette hayatî önemde. 2010’da serbest bırakıldıktan sonra büyük destek aldım, ödüller bile verildi.
Dayanışma, baskıdan kurtulmanın anahtarıdır; sadece meslekî değil, psikolojik olarak da. Yakın zamanda Valensiya Gazeteciler Derneğimiz Filistinli gazetecileri ödüllendirdi. Wael Al Dahdoud ödülümüzü aldı. Ayrıca ekonomik ve farklı yollarla destek veren birçok kampanya düzenlendi.
Bu anlamda dayanışmayı artırıp öncelikle Filistinlilerin sesini yükseltmeliyiz. Filistin toplumu son derece eğitimli; gazetecileri, yazarları, sinemacıları olağanüstüdür. Sahadan haber yapmak için de Gazze ve tüm Filistin’e girmeye çalışmalıyız. Ve soykırımın insanlık için önemini kavrayıp haberlerde ısrarla öncelik vermeliyiz.
İlgili yazılar
Tüm röportaj →Direniş ruhunu Filistin’de gördüm
“Kundaktaki çocuğunu kaybettiği halde ‘vatan sağ olsun Elhamdülillah’ diyebilen, yarısı yıkılmış evinin bir göz odasına sığınıp ‘Elhamdülillah başımızı…
Medya, objektiflik bahanesi ile gerçeği susturuyor
Uluslararası medya Gazze’de sıklıkla başarısızlığa uğruyor. Objektiflik, işgalci ile işgal edileni, saldırgan ile kurbanı aynı kefeye koymak için…
Gerçekleri anlatmak bir tür direniştir
Artık tarafsızlık diye bir şey yok. Eleştiriden kaçmak için ‘nötr’ görünmeye çalışan gazeteciler var ama ben buna inanmıyorum.…