İçeriğe geç
Filistin İçin Gazeteci Dayanışması İnisiyatifi Filistin İçin Gazeteci Dayanışması İnisiyatifi Press for Palestine
Analiz· 2. Sayı· 7 Ekim 2024

Uluslararası sistem gazetecileri koruyamadı!

İsrail işgal devleti, gazetecilerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuku kabul etmesine karşın bugün işgal ettiği topraklarda görev yapan gazetecilere uygulamayı reddediyor. Oysa gazetecileri kasten hedef almak, Uluslararası Mahkemenin yetki alanına giren bir savaş suçudur.

Yazan: PFP Yayın: 7 Ekim 2024

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana, Gazze Şeridi’ndeki gazeteciler İsrail’in işlediği etnik soykırım suçlarını ortaya çıkarmak için mücadele ederken, İsrail medyanın gerçekleri yayınlamasını engellemek amacıyla onlarca gazeteciyi kasten öldürdü.

Gazze’deki Filistin Gazeteciler Sendikası’nın açıkladığı son rakamlara göre, kanlı savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana 173 gazeteci şehit oldu. Geçen bir yıl, gazeteciler için 1992’den bu yana en kanlı dönem olarak kayıtlara geçti. Birleşmiş Milletler Gazetecileri Koruma Komitesi’nin kayıtlarına göre, 1992’den Mayıs 2022’ye kadar öldürülen Filistinli gazetecilerin sayısı, son bir yıl içinde öldürülen gazeteci rakamının yarısını kadar değil. Bu veriler, bir taraftan İsrail işgalinin vahşetini ortaya koyarken, diğer yandan savaş bölgesinde çalışan gazetecilerin korunmasını ve hedef alınmamasını öngören uluslararası hukukun hiçe sayıldığını da gösteriyor. Tüm bunların ötesinde İsrail şiddeti sadece sahadaki gazetecilerle de sınırlı da kalmadı. Gazetecilerin aileleri tehdit edildi, göçe zorlandı, evleri bombalandı. El Cezire’nin Gazze büro şefi gazeteci Wael Al-Dahdouh; “Çocuklar üzerinden bizden intikam alıyorlar.” diyerek bu gerçeği dile getirdi.

İşgal güçleri 7 Ekim’den günümüze kadar Gazze’de 135’ten fazla yabancı ve yerel medya merkezini de bombaladı. Basın kuruluşlarının enerji kaynaklarını kesen işgal güçleri, Gazze Şeridi’ndeki 24 radyonun enerji kaynaklarının yetersizliği nedeniyle yayınlarını durdurmak zorunda kalmalarına neden oldu.

Reuters gibi bazı uluslararası haber ajanslarının yer aldığı bombalamadan önce uyarı yapan İsrail’in bu tutumu bazı ülkeler ve medya kuruluşları tarafından; “Uluslararası medyanın çatışmalar ile ilgili haber verme yeteneğini tehdit ettiği, Filistin anlatısının dünya kamuoyu ile paylaşılmasını engellediğinin ispatı.” şeklinde değerlendirildi.

İsrail’in gazetecileri susturmaya yönelik girişimleri yalnız Gazze’de ile de sınırlı kalmadı, Batı Şeria’daki medya mensupları da yaygın bir terör dalgasına maruz kaldı. Onlarca Filistinli gazeteci tutuklandı ve taciz edildi. BBC’de çalışan gazeteciler Muhannad Tutunji ve Haitham Abu Diab, basın işaretli arabalarındayken gözaltına alındı.

İsrail anlatısına alternatif bir anlatı sunmaya cesaret eden İsrailli gazeteciler de korkutma ve kısıtlamalara maruz kaldılar. Sol görüşlü İsrailli gazeteci Israel Frey, Filistin direnişinin sivil değil askerî hedefleri vurduğunu söylediği bir tweeti nedeniyle teröre ve şiddete teşvik suçlamasıyla tutuklandı ve sorgulandı. Frey’in avukatı bunu gözdağı, susturmak ve caydırıcılık amaçlı siyasi bir gözaltı olarak nitelendirdi.

Gazetecileri Hedef Almak Uluslararası Savaş Suçudur

Birleşmiş Milletler Gazetecileri Koruma Direktörü Robert Mahoney, gazetecilerin hedef alınmasını soruşturmak amacıyla İsrail tarafından kurulan soruşturma sisteminin, sorumluluktan kaçmak ve askerleri korumak amacıyla tasarlandığını açıkladı. Mahoney; İsrail yetkililerinin herhangi bir soruşturma açtığında konunun kasıtlı olarak uzatıldığını, ayrıntıların atlandığını, delillerin kaybedildiğini veya bilinçli olarak yok edildiğini ifade etti. Açılan az sayıdaki soruşturmanın aylarca hatta yıllarca sürmesi, çoğunlukla tanık ifadeleri veya bağımsız raporlar hariç tutularak suçluların beraatiyle sonuçlanması ise işgal ordusuna mensup askerlerin hiçbir savaş suçundan sorumlu tutulmayacağı anlamını taşıyor.

İsrail’deki Yabancı Basın Birliği Başkanı Guillaume La Vallée; “İsrail askerleri, ABD pasaportu taşıyan Al Jazeera muhabiri Sherine Abu Aqla’yı öldürdüklerinde bile hiçbir cezai yaptırımla karşılaşmadılarsa, Filistinli gazeteciler kolaylıkla benzer bir kadere maruz kalabilirler.” diyerek İsrail’in soruşturma sistemine eleştiri getirdi.

İsrail işgal devleti, gazetecilerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuku kabul etti ancak bunun işgal altındaki topraklarda yaşayanlara uygulanmasını tanımayı reddediyor. Gazetecileri hedef almak, Uluslararası Mahkemenin yetki alanına giren bir savaş suçudur. Gazetecilerin korunmasının gerekliliğini öngören maddeler BM ve uluslararası hukuk sistemleri tarafından acilen gündeme alınmalı, İsrail’e bu konuda yaptırım uygulanmalıdır.

Filistinli gazetecilerin işgal güçleri tarafından maruz kaldığı hedef alma ve saldırılar, Siyonistlerin hakikate yönelik saldırganlığının bir uzantısıdır. Yaşanan gazeteci ölümleri ise uluslararası tüm sistemlerin, İsrail silahlarının tehdidi altında çalışmalarını sürdüren gazetecileri koruyamadığının açık bir göstergesidir.

İlgili yazılar

Tüm analiz →