Gerçeğin kanlı bedeli: Gazze’de gazetecilere soykırım
İki yıldır Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar, yaşlılar değil; aynı zamanda hakikatin en gür sesi olan gazeteciler de öldürülüyor. İsrail’in kanlı elleri, kalem tutan, kamera taşıyan, mikrofon uzatan 251 gazeteciyi susturdu. Bu rakam, sıradan bir istatistik değil; tarihe kara bir leke olarak düşen, insanlığın alnına yazılmış utanç vesikasıdır. Düşünün: Bir gazeteci, bombaların arasında koşuyor, bir elinde mikrofon, diğer elinde hakikat. Dünyaya “Burada bir soykırım var” demek için canını ortaya koyuyor. Fakat İsrail’in hedefinde artık sadece siviller değil; bizzat gerçeği kaydeden gözler, hakikati anlatan diller var.
İsrail’in stratejisi basit: Gazze’yi öldürmek, Gazzelileri susturmak ve dünyanın gözünü karartmak. Bu yüzden sadece gazetecileri değil, onların ailelerini de hedef alıyor. Bir gazetecinin çocuklarını katlediyor, eşini bombaların altında bırakıyor, evini yerle bir ediyor. Böylece o gazeteciyi iki kez öldürmüş oluyor: Bir kez bedenini, bir kez ruhunu.
Amaç açık: Hakikat susacak, Gazze karanlığa gömülecek. İsrail bu yüzden interneti kesiyor, telefon hatlarını vuruyor, yayın merkezlerini bombalıyor. Çünkü Gazze’den çıkan her kare, her cümle, İsrail’in yalanlarını yerle bir ediyor.
Tanıklığın Bedeli
Bu satırların yazarı da Gazze’deki vahşeti uzaktan izleyen biri değil. 2004 yılında İsrail ordusunun saldırısı sonucu yaralandı; ölümle burun buruna, yıkımın ve kanın içinde kaldı. O günden bu yana görülen tablo hiç değişmedi: İsrail, gerçeği yazanları hedef alıyor. Çünkü hakikatin tanıkları yaşadıklarını dünyaya anlattıkça, işlenen suçlar saklanamaz hale geliyor.
Ölümü Bile Bile Çalışanlar
Gazze’deki gazeteciler, ölüme yürüdüklerini bilerek görevlerini sürdürdüler. Kamera tutarken hedef olabileceklerini, mikrofon uzatırken çocuklarının yetim kalabileceğini biliyorlardı. Buna rağmen çekim yaptılar, yayın yaptılar, dünyaya seslenmeye devam ettiler. Al Jazeera muhabiri Wael al-Dahdouh, ailesini bir bombardımanda kaybetti ama ertesi gün yeniden canlı yayına çıktı. Plestia Alaqad, saldırılar arasında enkazları görüntüleyerek dünyaya haber aktardı. Roshdi Sarraj, Gazze’deki sivil katliamları belgelerken hayatını kaybetti. Onlar ve daha niceleri, hakikati haykırmanın bedelinin ölüm olduğunu bilerek çalıştı.
Uluslararası Sessizlik: İkinci Suç

Daha acısı ne biliyor musunuz? Dünya bu tabloyu görüyor ama üç maymunu oynuyor. Birleşmiş Milletler, “endişeliyiz” diyor. Avrupa başkentleri, “itidal” çağrısı yapıyor. Batı medyası ise çoğu zaman ya susuyor ya da katliamı aklayan dil kullanıyor. Onlar sustukça, İsrail daha da pervasızlaşıyor.
Oysa 251 gazetecinin ölümü sadece Filistin’in değil, tüm insanlığın ortak kaybıdır. Onların kanı, uluslararası hukukun ve basın özgürlüğünün üzerine damlamış kara bir lekedir. Bugün sesini çıkarmayan herkes, yarın kendi ülkesinde susturulan bir gazeteci olduğunda dönüp kime hesap soracak?
Gazze’nin Mikrofonu Dünyaya Emanet
Gazze’de hâlâ birkaç gazeteci kaldı. Ailesini kaybetmiş, evini yitirmiş, ama elindeki kamerayı bırakmamış insanlar… Onlar sadece haberci değil; onlar insanlığın vicdanı. Ölümün gölgesinde bile “Burada bir soykırım var” diyebilen cesur yürekler.
Ve işte tam da bu yüzden İsrail kaybedecek. Çünkü hakikat, bombalardan daha güçlüdür. Çünkü kameralar susturulsa bile hafıza susmaz. Çünkü Gazze’nin her sokağında yankılanan acı, er ya da geç bütün duvarları aşar. 251 gazeteci, tarihe şu mesajı bıraktı:
“Biz susturulduk ama hakikat asla susmayacak.”
Bu yüzden mesele sadece Filistin meselesi değildir. Bu yüzden mesele sadece Gazze meselesi değildir. Bu, insanlığın meselesidir. Kalemin kâğıda, kameranın kayda, mikrofonun sese dönüşmesini isteyen herkesin meselesidir.
Evet, İsrail Gazze’yi yerle bir edebilir. Evleri, sokakları, hastaneleri bombalarla yok edebilir. Ama bir şeyi asla başaramaz: Hakikati yok edemez. Çünkü hakikat, toprağın altından bile fışkırır. Ve hakikat bir gün, mutlaka İsrail’i yargılayacak.
İlgili yazılar
Tüm analiz →Medyada zoraki değişen haber dili
Dünya kamuoyunun baskısı, tanıklıklar ve uluslararası kuruluşların Filistin’de yaşananları insanî bir kriz olarak raporlaması, işgalin üzerinden uzun bir…
İki yılın ardından: Netanyahu ve savaş kabinesi için hesap zamanı
Biz dünya gazetecileri olarak bu hedefin gerçekleştirilmesi için var gücümüzle çalışacağız. Bunu İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden 250 meslektaşımız…
Suriye’den Gazze’ye ateş hattında gazetecilik
Suriye ve Filistin, on yılı aşkın süredir savaşın, kuşatmanın ve işgalin ortasında aynı gerçeği paylaşıyor: Bu coğrafyada gazetecilik…