İsrail medyasında 7 Ekim ve sonrası
İsrail toplumunun büyük bir kısmını oluşturan sağ ve sol kesim arasındaki fikir ayrılığı ve iç çatışma 7 Ekim ile birlikte daha da derinleşti. Bu çatışma, konvansiyonel medya ve sosyal medyadaki sert tartışmalarla gün yüzüne çıktı.
Hamas’ın askeri kanadı İzzettin Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” ismini koyduğu ‘7 Ekim hamlesi’ kuşkusuz İsrail(liler)i dumura uğratan, dünyayı ise şaşkına çeviren bir gelişme oldu. 6 Ekim’de yani 7 Ekim’den bir gün önce, Hamas’ın İzzettin Kassam Tugayları’nın İsrail’in her hareketi izleyen sınırını geçip askeri üsleri basacağını, onlarca askeri esir alıp öldürmeden Gazze’ye döneceğini biri detaylarıyla anlatsaydı, hemen herkes “Bu imkânsız, Hamas bunu yapamaz” derdi. Ama 7 Ekim gerçekleşince, analistler, siyasiler ve gazeteciler olayları nasıl değerlendireceklerini bilemediler. Bazıları “Netanyahu kendisine karşı muhalif gösteriler nedeniyle Hamas’ın hazırlığını bildiği halde dikkatleri farklı yöne yöneltmek için göz yumdu.” analizinde bulundu. Bazıları ise ABD’nin Netanyahu’dan kurtulmak için Hamas’ın hamlesine göz yumduğu yorumunu yaptı. Daha başka çok farklı yorumlar da yapıldı.
Oysa 7 Ekim olaylarının hemen sonrasında İsraillilerin sosyal medya hesaplarında yazdıkları çok farklıydı. Büyük bir şok içine giren İsrailliler panik içinde çeşitli sorular sormaya başladı.
İsrail’de derinleşen kutuplaşma
7 Ekim İsrail toplumunun büyük bir kısmını oluşturan sağ ve sol kesim arasındaki fikri ayrılığı derinleştirdi. Ve bu ayrılık konvansiyonel medya ve sosyal medyadaki tartışmalarla daha çok belirginleşti. Sağ kesim sol kesimi büyük bir ihanetle suçlarken aralarındaki fanatikler çok daha ileri gidip “Hazır Gazzelileri öldürmeye başlamışken bu arada solcuları da öldürelim.”, “Solcuları verip rehineleri alalım.”, “Hain solcuları Gazze’ye sürelim.” gibi aşırılık yanlısı düşünceleri seslendirmekten çekinmedi.
Sol kesim ise sağın İsrail’in geleceğini tehlikeye attığını ve yıkılmasını hızlandırdığını söylemekten geri durmadı. Bu tartışmalar öyle bir noktaya geldi ki sosyal medya hesaplarında iç savaştan bahsedilmeye başlandı. İsrail medyasını yakından takip eden herkes, 7 Ekim’den itibaren şaşırtıcı derecede derin bir görüş ayrılığının İsrail toplumuna hâkim olduğunu net bir şekilde gördü.
En dikkat çekici görüş ayrılıklarından biri, sağ kesimin – özellikle Netanyahu yanlılarının – medyada İsrail’in büyük bir zafere doğru ilerlediğini savunması. Buna karşın sol kesim ise Netanyahu’nun liderlik ettiği hükümeti, taktiksel başarıyı stratejik bir yenilgiye tercih etmekle suçluyor.
7 Ekim sonrası, İsrail solunun işgal altındaki topraklarda varlığını sürdürme stratejisinin, sağın yöntemlerinden tamamen farklı olduğu medyada net bir şekilde ortaya çıktı. Sol kanat, işgalin dünya kamuoyunun ilgisini fazla çekmeden ve kazanılmış hakları tehlikeye atmadan yürütülmesi gerektiğini savunurken, sağ kanat her şeyi açıkça ortaya koyarak ve işgali genişleterek devam etmeyi tercih etti. Özellikle Mescid-i Aksa’nın işgali, İsrailli Arapların Knesset’e katılımı, saldırılarda rehinelerin önceliği, kullanılan silahlar ve savaşın süresi gibi konularda sol ve sağ arasında ciddi yöntem farklılıkları gözlemlendi.
İlgili yazılar
Tüm analiz →Medyada zoraki değişen haber dili
Dünya kamuoyunun baskısı, tanıklıklar ve uluslararası kuruluşların Filistin’de yaşananları insanî bir kriz olarak raporlaması, işgalin üzerinden uzun bir…
İki yılın ardından: Netanyahu ve savaş kabinesi için hesap zamanı
Biz dünya gazetecileri olarak bu hedefin gerçekleştirilmesi için var gücümüzle çalışacağız. Bunu İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden 250 meslektaşımız…
Gerçeğin kanlı bedeli: Gazze’de gazetecilere soykırım
İki yıldır Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar, yaşlılar değil; aynı zamanda hakikatin en gür sesi olan gazeteciler de öldürülüyor.…